Bodrum’da Profesyonel Aşçılık Sertifika Programı

Bodrum’da İAÜ Rektörlük Onaylı Profesyonel Aşçılık Sertifika Programı

İstanbul Aydın Üniversitesi – Foodrum işbirliği ile gerçekleşecek eğitim programı Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü’ndeki Handa Restoran’da yapılacaktır.

Eğitim Koordinatörü İAÜ Öğretim Görevlisi ve Eğitmen Şef Pelin Dumanlı

Dersler 21 Mart 2019 – 9 Mayıs 2019 tarihleri arasında, haftada 3 gün Perşembe-Cumartesi-Pazar günleri günde 8 saat süreyle yapılacaktır. Toplamda 180 saat eğitim verilecektir. Eğitim saatleri Perşembe 12:00 -20:00 –Cumartesi ve Pazar 09.00-17.00 arasında olacaktır.

Eğitim Ücreti 12.500 TL+KDV’dir.

Eğitim kontenjanı minimum 8 Maksimum 14 kişi ile sınırlıdır.

Eğitim sonunda başarılı olanlara İstanbul Aydın Üniversitesi’nden YÖK onaylı sertifika verilecektir.

cbdeaed7-54af-47c5-a330-dc47751e772aProgramın amacı temel seviyede mutfak bilgisi olan öğrenci adaylarını profesyonel hayata hazırlamaktır. Kurs boyunca öğrencilerimiz uygulamalı derslerle birlikte teorik dersler de görerek yalnızca tarif öğrenmekten ziyade, Türk ve Dünya Mutfaklarından tekniklerle, gıdayı hijyen ve sağlık normlarına göre lezzetli bir şekilde işlemeyi öğrenecekler; bu sayede, şef adayları, kendilerini sürekli geliştirmeye ve ilerlemeye açık olacaklardır. Dünya mutfaklarının yanı sıra, her ürünün Türk Mutfağındaki kullanımı da öğrencilerimize uygulamalı olarak gösterilecektir.

 

 

 

 

Reklamlar

Bodrum’un keyfini çıkarmak için en güzel zaman: Şimdi!

*Bu yazı Sabah Gazetesi Tatil Ekinde yer alması için 2014 yılında Pelin Dumanlı tarafından kaleme alınmıştır, buraya eklenirken de düzenlemeler ve eklemeler yapılmıştır.

Bodrum’un keyfini çıkarmak için en güzel zaman: Şimdi!

Yaklaşık 1 yıl önce İstanbul gibi büyük şehirden göçmüş biri olarak söylüyorum bunu. İçten söylüyorum, yaşayarak ve tecrübelerimle sabitleyerek.

Son yıllarda insanoğlunun arayışları değişti. Daha bilinçlendik, yavaş yavaş da olsa ne yediğimizi sorgular, toprağı özler, tatillerimizi bile bize deniz, güneş, kum vaat etmesinden öte, huzur ve keyif vermesine dikkat ederek planlar hale geldik. Kendimi artık ben Bodrum’luyum diye tanımladığımdan beri, güneş çıktığında balkon kapılarımı açıp hemen bahçede kahvaltı sofrası kuruyorum. Yağmur yağdığında ise dostlarımı arayıp en yakın kafede keyifli sohbetlere dalıyorum. Haftada iki gün belde pazarlarından alışverişimi yapıyorum, esnafla sohbet ediyorum. Mevsimin getirdiği güzellikleri an be an gözlemleyebiliyorum. İşe gitmek burada dert değil, trafik yok. İstediğiniz yere hele de aracınız varsa en fazla 10 dakika da ulaşabiliyorsunuz. Hayat sana güzel lafını çok duyuyorum insanlardan. Ama aslında işin özü, hayatı yaşamayı bilmekte. Hem bunun için öyle çok paralara da gerek yok, önemli olan niyet etmek… Bodrum’da yaşamayı seçmek büyük bir karar ama istediğiniz zaman buraya gelebileceğinizi bilmenin mutluluğu da tarifsiz. Üstelik, Atlasjet, Onur Air, Thy ve Pegasus’un her gün karşılıklı seferleri var. Yani neredeyse her saat bir uçak bulmak mümkün.

Telaştan uzak, zamanın akıp gitmesine tasa etmeden onu hissederek bir tatil planlıyorsanız, içtenlikle tekrar ediyorum Bodrum’a gelin hem de hemen şimdi! Tatil planlamak sizi korkuttuysa daha eğlenceli hale de getirebilirim. Hadi Bodrum’a bir kaçamak yapın! Hafta sonu gelin mesela, ya da isterseniz günübirlik, daha uzun vakit varsa da oh ne ala!

Çünkü, şu an öyle bir zaman ki, yazın telaşı ve gürültüsünden eser yok. Sokaklarda kalabalık, eğlence mekanlarında fahiş fiyatlar yok. Trafik yok, tahammülsüzlük yok. Onun yerine üstümüzden hışımla geçen yağmur bulutları ve ardından açan güneş var, yazın kuraklığından önce yemyeşil rengiyle gülümseyen doğa var, denizin bereketi ve doğanın armağanları var, çeşit çeşit balık, baharın habercisi otlar, her gün bir semtte kurulan neşeli belde pazarları var.

Hafta sonu kaçamağı için;

Bodrum merkeze yakın bir otel yada pansiyon tercih edin. Araba kiralama imkanınız varsa değerlendirin zira Bodrum merkez kadar keyifli diğer beldelere uğramadan dönmek pişmanlık olur. Ancak unutmayın, otogardan kalkan minibüsler ile istediğiniz her yere gitmek mümkün.

  • Cuma akşamı otele varınca, en rahat kıyafetlerinizi giyip, marinaya doğru kısa bir yürüyüş yaparak, soluklanın.
  • Cumartesi günü erkenden karnınız acıkmış bir şekilde uyanacaksınız. Kahvaltınızı etmek için yola koyulun.

Kahvaltı alternatifi için bir kaç mekan

  • Papara, Kızılağaç Yolunda
  • Limon Gümüşlük
  • Dirmil Köy Kahvaltısı, Yalıkavak-Gökçebel yolu üzerindeki
  • Parpali (Yalıkavak Yolu Üzeri)

Kahvaltı ardından sahilde salına salına kısa bir yürüyüş  ve bol bol fotoğraf çekmeyi ihmal etmeyin. Sonra da Cumartesi günü kurulan Bodrum’un en büyük pazarlarından Turgutreis pazarına ne yapıp edip, yolunuzu düşürün.

 

Ne Yenir?

Unutmayın kışın Bodrum’da balık yenir. En meşhuru da dil balığıdır. Aralık ayından Şubat sonuna kadar en güzel zamanı olan bu balığı yerinde tatmadan dönmeyin derim. Kalamar ve ahtapotu da taze taze bulmak mümkün. Bodrum şubat ayında açan ilk sıcak güneş ile bahara erkenden hazırlanır, bu nedenle çeşit çeşit Ege otlarını bulmak için de tam zamandır. Ebegümeci, Kazayağı, Körmen, Yabani Kuşkonmaz, Cibez, Baldıran gibi otlarla hazırlanmış birbirinden güzel kavurmalar, salatalar, börekler yiyebilirsiniz. Bodrum’un leziz otlarını yemek için en iyi adreslerden biri de; Konacık’da bulunan Kısmet Lokantası.

Narenciyenin son demlerinde ağaçlardan mandalina, limon, greyfurt ve portakal toplayabilirsiniz. Bütün bu lezzet şöleninden sonra meydanda bulunan Denizciler Kahvesi’nde sıcak içeceklerinizi yudumlamayı da ihmal etmeyin. Tatlınızı da Yunuslar Pastanesinin spesiyalleri arasından seçebilirsiniz.

Hangi beldenin pazarı 
hangi günlerde 
kuruluyor? 


  • Pazartesi günleri Türkbükü
  • Salı günleri Bodrum kumaş pazarı,
  • Çarşamba günleri Gündoğan ve Ortakent
  • Perşembe günleri Yalıkavak
  • Cuma günleri Bodrum ve Konacık
  • Cumartesi günleri Turgutreis, Ayrıca Bitez’de İkinci El Sosyete Pazarı kuruluyor. Çok uygun fiyata ilginç objeler, çeşit çeşit kıyafet bulmak mümkün.
  • Pazar günleri Gümbet

Bunlardan en az ikisini yapmadan dönmeyin

  • Bodrum Kalesi ve Mausoleum’u ziyaret edin
  • Bodrum’a 45 dakika uzaklıktaki Kıyıkışlacık’ da Ceyyar’ın yerinde Mavi Yengeç keyfine varın.
  • Foodrum’da düzenlenen yemek atölyelerine katılın. http://www.foodrum.com
  • Pedasa’da doğa yürüyüşlerine çıkın, piknik yapın, dağ çileği ve mantar toplayın
  • Gün batımını izleyin.
  • Bodruma ait kitaplar okuyun.
  • Yöresel pazarlarda vakit geçirin.
  • Eğer yeşil pasaportunuz ya da Schengen vizenin varsa günübirlik Kos adasına gidin.
  • Tam mevsimindeyken dil balığı yiyin.

Öğle Yemeği Alternatifi için Vazgeçilmez İki Adres

  • Kısmet Lokantası
  • Gravilya Bodrum

Akşam yemeği için bir kaç mekan

Herkes genelde soruyor, Bodrum’da en iyi, keyifle biraz salaş usül ve kazıklanmadan nerede balık yiyebilirim diye… Her zaman memnun kaldığım birkaç mekanı da paylaşayım:

  • Terzi Mustafa’nın Yeri (Gündoğan)
  • Gümüşlük Balık Evi ( Gümüşlüğün sahilinde değil)
  • Kayabaşı (Mazı)
  • Panorama Passanda (Geriş Üstü)
  • Gebora (Ortakent)

Tabii ki daha da vardır. Ama her defasında memnun kaldığım yerler bunlar

Ayrıca, Gemibaşının da özellikle kışın, meze ve ara sıcakları çok iyi, ama balığını yemedim bilmiyorum. Yazın da aşırı kalabalık olduğu için pek gitmiyorum. Kış’ın tavsiye ederim.

Balık çeşidi çok değil, dolayısıyla balık lokantası kategorisinde değil ama mezeleri taze ve ciğeri iyi olan aklıma gelen iki yer de Mahmut Kaptan’ın Yeri (Bodrum Merkez) ve Bağarası (Bitez)

Sakatat Tariflerim

Migros Tv’de Yayınlanan İşkembe Schnitzel Tarifim

https://migrostv.migros.com.tr/iskembe-schnitzel-tarifi/

işkembe schnitzel

½ kg dana işkembe (damar kısmı)

1 bardak un

2 adet yumurta

1 bardak galeta unu

½ çay bardağı zeytinyağı

*servisi için isteğe bağlı patates kızartması ve limon dilimi

Temizlenmiş işkembeyi bol suda birkaç su yıkayın. İster düdüklü tencerede, isterseniz de tencereye alıp üzerine üç parmak çıkacak kadar su ilave ederek işkembeyi yumuşayana kadar haşlayın. Haşlanan işkembeyi delikli kepçe ile tencereden çıkarın ve süzün ve dilediğiniz büyüklükte tercihen el kadar parçalar halinde doğrayın. İyice süzüldükten sonra fazla suyunu havlu peçete ile alın. 3 ayrı kaba un, çırpılmış yumurta ve galeta ununu koyun. İşkembeleri sırasıyla un, yumurta ve galeta ununa bulayın. Fırın tepsisi, ya da borcama yerleştirip, üzerine zeytinyağını gezdirin. Önceden ısıtılmış 180 derece fırına koyup 15-20 dakika kızarana kadar pişirin. Servis ederken üzerine 1 dilim limon ve yanına patates kızartması koyabilirsiniz.

iskembe schnitzelFotoğraf Telif Hakları Migros’a aittir. Fotoğraf: Bahar Kitapçı

Oxford Symposium on Food and Cookery 2016

Yemek kültürü araştırmacılarının, gıda konusunda uzmanların, gastronomi meraklılarının ve şeflerin her yıl iple çektiği dünyanın en prestijli sempozyumuna bu yıl ben de konuşmacı olarak katıldım. İşte gözlemlerim;

oxford

Öncelikle “Oxford Gıda Sempozyumu” ilk olarak 1981 yılında düzenlenmiş ve düzenlendiği yıldan bu yana en önemli yemek sempozyumu olarak bilindiğini belirtmem de yarar var.  Sempozyum her yıl, dünyanın birçok ülkesinden gelen ve dünyanın en önemli yemek yazarları, şefleri, gurmeleri ve tarihçileri bir araya getiriyor. Sempozyum kapsamında, yıl sonunda 30 ila 40 arasında bildiri yayınlanmakta ve yapılan sunumlar kayıt altına alınarak açık kaynak olarak websitelerinde paylaşılmakta. http://oxfordsymposium.org.uk/

Ne mutlu ki, bu sempozyuma son on yıldan beri her yıl ülkemizden de muhakkak bir konuşmacı katılıyor. Özellikle Aylin Öney Tan hem yaptığı konuşmalar, hem de sempozyumdaki varlığı ile ülkemizi çok uzun yıllardan beri temsil ediyor.

Konu bu yıl Offal yani sakatat idi. Sadece sakatat da değil aslında, reddedilmiş, çöp sayılan, değer görmeyen gıda ürünleri de offal kategorisinde kabul edilip, farklı perspektiflerden işlendi.Konu açıklandığından itibaren Aylin Öney Tan beni cesaretlendirdi ve yazımı hazırlamam da sihirli parmaklarıyla destek oldu.

Şubat ayında posta kutuma düşen bir email ile konuşma yapmak için haberi aldığımda çok mutlu oldum. Sunumum konusu;  Liver For Cats & Kids: The Fall Of Offal In Istanbul Cuisine idi.  İstanbul Mutfağında Sakatat’ın nasıl varolduğunu ve sonra da özellikle yemek kitaplarında nasıl yavaş yavaş kaybolduğunu ve değişime uğradığını anlatmaya çalıştım.

Sempozyum, dünyanın 27 ülkesinden gelen katılımcıların toplandığı ana salondaki açılış konuşması ile başladı. Sonrasında sakatat yemekleriyle İngiliz restoran St. John’un ünlü Şefi Fergus Henderson ve ekibinin hazırladığı akşam yemeği ile devam etti. Yemekten önceki kokteyl’de Andrew Dalby, Herold Mc Gee, Claudia Roden gibi gastronomi dünyasının yaşayan efsaneleri ile tanışıp, sohbet ettim. Bir yanımda Antik Roma Mutfağı uzmanı ve arkeolog Sally Grainger, diğer yanımda Japon Kültürü uzmanı ve antropolog, Prof. Merry White ile akşam yemeği yiyerek, bol bol sohbet etme fırsatı yakaladım.

Sempozyumun 2. günü yemekler ve iğrenme algısı üzerine Paul Rozin’in harika ve esprili konuşması ile başladı. Daha sonra paralel sunumlar için birbirinden ilginç konulardan hangisini seçeceğime karar vermekte zorlanarak bir sunumdan diğeri arasından mekik dokudum. Öğle yemeği ve akşam yemeği gene çok heyecan verici deneyimlerle geçti.

kalabalik

Sempozyumun son günü ise sıra bana geldi.. Sally Grainger, Sami Zubaida, Andrew Dalby’nin beni dinlemeye geldiğini görünce heyecanıma hakim olamadım. Sunum sonrası gelen alkış ve harika yorumlarsa bütün endişemi aldı götürdü.

offal oxford peln

Sunumumda kendimi yalnız hissetmedim, Hacıdan firması ve Aluş ailesinin uzaktan da olsa desteği çok güç verdi. Türkiye’nin sakatat kültürü, İstanbul mutfağındaki sakatat yemekleri ve ciğercilerimizden gururla bahsettim. Burada Kamil Aluş’u anmadan geçemeyeceğim, zira sunumda 90’lı yıllarda Aksaray’da açtığı Dostlar Ciğercisi’nin fotoğraflarını kalabalığa gösterdiğimde tüylerim diken diken oldu. Kamil Aluş eminim şu an huzurlu uyuyordur çünkü oğlu Şerif ve torunu Enis ALUŞ, ondan aldıkları bayrağı layığıyla taşıyorlar.

İkinci günün akşam yemeği İngiltere’de hizmet veren Bocca di Lupa’nın şefi Jacob Kenedy ve ekibi tarafından hazırlanmıştı.

Bu arada hem Jacob hem de Fergus menülerinde devilled kidney kullanmışlardı.

menu.fergus

evet, Devilled Kidney sizin de dikkatinizi çekti mi?

“Devilled” Avrupa, ve özellikle batı mutfağında yemekleri koyu kahverengi ve oldukça acı, baharatlı bir sosun içinde pişirmeyi anlatan bir deyim. Yemekte de eski İngiliz kahvaltı geleneği devilled kidney yani devil usul pişmiş böbrek vardı. Damak tadım alışık olmadığı için, bu ağır sosun içindeki böbreği yadırgadı. Aklıma bizim böbreği genel olarak pişiriş şeklimiz geldi; Hani kömür ateşinde pişmiş türk usulü ızgara yalın ve sade BÖBREK. 

Daha fazla gözlem okumak isterseniz, ingilizce yazılmış Aylin Tan’ın Hürriyet Daily News Makalesine göz atın derim. http://www.hurriyetdailynews.com/Default.aspx?pageID=238&nID=101721&NewsCatID=473

Bodrum Gastronomi Günleri Başlıyor: ilk tema Sakatat!

Bodrum Gastronomi Günleri Başlıyor: ilk tema Sakatat!

Sakatat - 50 x 70 - final

Etkinlik kapsamında Bodrum Acıbadem Hastanesinden Uzm. Dr. Halil Ertürk ile Sağlıklı Beslenme ve Sakatat söyleşisi, Benim  Sakatat kitabımın imza günü devamında ise lezzet dolu sakatat yemeklerinin tadımı olacak.

Ayrıca Bodrum ve Türkiye’nin önde gelen Sakatat uzmanı imza mekanların tadım standlarında, İşkembe çorbasından, Arnavut ciğerine, kokoreç burgerden, dana kuyruklu mantıya, kelle paçadan, yürek kavurmaya kadar birçok lezzeti tatmanız mümkün!

Herkesi 12 Aralık Cumartesi, içinizi ısıtacak bu lezzetleri tatmaya dahası gastronomi ve sakatat teması etrafında lezzet konuşmaya bekliyoruz.

not:Etkinlik ücretsizdir.

 Program:

Tarih: 12 Aralık 2015 Cumartesi

Saat: 12:00 – 17:00

Yer: Avenue Bodrum

 

12:30:13:30  Acıbadem Hastanesinden Uzm. Dr. Halil Ertürk ile Sağlıklı Beslenme ve Sakatat Söyleşisi 

14:00 Yemek Yazarı ve şef Pelin Dumanlı’nın Sakatat kitabı imza günü

14:30 – 16:30 Bodrum ve Türkiye’nin önde gelen sakatat uzmanı imza markaların standlarında Sakatat Yemekleri Tadımları

Tadım Standı Katılımcıları:

Migros, Hacıdan Sakatat, Eskiköy, Meat Burger, Foodrum, Eral Kokoreç, Güven Sakatat, Şütte, Erenler Sofrası, Royal Unlu Mamüller, Slow Food Bodrum Yaveş Gari